Varis nedir? Belirti ve tedavi yöntemleri nelerdir?

Varis nedir? Belirti ve tedavi yöntemleri nelerdir?

Toplardamar tansiyon yüksekliğine bağlı olarak, damarın genişlemesi, uzaması, kıvrılması ve ciltten görünür hale gelmesi, “varis” olarak adlandırılıyor ve varisler sıklıkla; baldır ve uyluğun iç kısmında, damar yumakları şeklinde oluşuyor. Varis hastalarında %30 oranında depresyon katsayısı yüksek ve kadınlarda hastalığın görülme riski erkeklere oranla 4 kat fazla. Erken dönemde belirtilerinin önemsenmesi gereken varis, uzun yolculuklarda ayak bileği şişlikleri ve gece idrara çıkma ile idrar miktarında artışla kendini gösterebiliyor.

Masa başında uzun çalışma saatleri ve hareketsizlik varis hastalığı riskini %75 oranında artırabiliyor. Varis hastalığı tedavinde klasik açık cerrahilerin yanı sıra uygun hastalara, konforlu ve yaşam kalitesini yükseltecek özellikli seçenekler de sunuluyor.

Teşhis ve tedavide geç kalındığında ciddi sağlık sorunlarına neden olan varisler, zamanla yaşam konforunu ve bacak estetiğini bozuyor. Memorial Kayseri Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Faruk Cingöz, varis ve varis tedavisi hakkında bilgi verdi.

Varis nedir?

Varis, Latince "varix" (kıvrım yapmış toplardamar) kelimesinden türetilmiştir. Genellikle baldır ve uyluğun iç kısmında damar yumakları şeklinde oluşan varis, kalbe kanı taşıyan toplardamarların genişlemesi, uzaması, kıvrılması sonucunda ciltten görünür hale gelmesi olarak tanımlanır.

Varis çeşitleri nelerdir?

Varis oluşumu pek çok faktöre bağlı kol ve bacaklarda bulunan toplardamarlar, yüzeyel, delici, bağlantı kurucu ve derin olmak üzere 4 tipten oluşmaktadır. Yani kollarda ve bacaklarda bulunan toplardamarlar, yüzeyel, delici, takviye edici ve derin olmak üzere 4 farklı anatomik özellikle birbirinden ayrılır. Atardamarda kapakçık bulunmazken, toplardamarlarda kapakçıklar vardır. Açılmış el şekline benzeyen kapakçıklar, kanın geriye kaçmasına engel olur. Varisler de genelde kanı kalbe taşıyan yüzeyel, derin ve perforan damarlardaki kapakçık yetmezliğine bağlı olarak ortaya çıkar. Ayak bileği, diz bölgesi ve baldırda yoğun olarak bulunan takviye edici damarlar ise genelde varis oluşumundan ve artışından sorumludur.

Varislere yol açabilen faktörler nelerdir?

Kapakçık yetersizliği ve toplardamarda tansiyon yüksekliği varise zemin hazırlayan önemli faktörlerdir. Toplardamarlarda her 10-15 santimetrede bir kapakçık bulunmaktadır. Bu kapakçıklar kavuşamazsa kan geriye kaçar. Sonuç olarak kapakçıkta veya kapakçığın duvarında oluşan hasar kapakçık hareketlerini bozar ve varise neden olur. Uzun süre ayakta hareketsiz kalmaya bağlı olarak ortaya çıkan toplardamarlarda tansiyon yüksekliği de ayaklarda yanma, dolgunluk, ağrı ve şişmeye yol açarak varis oluşumunu hızlandırmaktadır.

Varis, kadınlarda, erkeklere göre 4 kat fazla görülür. Kadınlardaki en önemli nedenlerin başında hamilelik gelmektedir. Çalışan annelerin de iş yaşamında uzun süre masa başında oturması ve ayakta kalma zorunluluğu, toplardamarları güçsüz bırakarak, varis oluşumuna yol açar. Varis %90 oranında ailesel yatkınlıktan kaynaklanır. Anne karnında organlar gelişip büyürken, tamamen hastalık kodları hücrelere yazılmakta ve biyolojik saat gelince de hastalık kendini göstermektedir. Bazı faktörler, biyolojik saati erkene çeker ve bazen de tamamlayarak, hastalığın oluşmasına zemin hazırlar.

Varis, yerçekimi ve durgunluk hastalığıdır. Hareket etmek yerçekimini yenen ve onu kısa bir süre için de yok hale getiren yaşam belirtisidir. Varis, yerçekimine bağlı olarak kanın, ayak ve baldırlarda durgunlaşarak, damarları genişletmesiyle oluşur. Yer çekimi oldukça varisin gerçekleşmesi kaçınılmazdır ancak haraketli bir yaşam şekli benimsemek, bunu geciktirir ve öteler. Yaşanılan bölge özellikle de sıcak iklimler, dinlenmeye zaman ayrılmayan hareketsiz yaşam, sürekli ayakta durmayı gerektiren meslekler (kuaför, fırıncı, bankacı, cerrah, hemşire), giyim şekilleri (dar ve sıkı kıyafetler) aşırı kilo alımı (özellikle göbek çevresinin genişliği) ve sigara tüketimi (sigara atardamarları büzen, toplardamarları zayıflatan bir etkiye sahiptir) varis oluşumunu hızlandıran faktörlerdir. Sandalyede oturmak sıradan bir davranış gibi görülse de kan, toplardamarlardan ayaklara ve kalbe doğru önce yatay, sonra dikey,  sonra yatay ve tekrar dikey olarak döner. Kıvrılma ve katlanmalar da eklendiğinde fizyolojiyi zorlayan bir geometrik kan akışı ortaya çıkar. Yalnızca sandalyede uzun vakitler geçirilmesi bile varis hastalığını %75 artırmaktadır.

Varis oluşumuna yol açabilen faktörler özetle şu şekildedir:

  • Varis olanların % 90’ında aile öyküsü bulunmaktadır. Yaş ilerledikçe belli bir biyolojik dönemde varisler ortaya çıkmaktadır.
  • Varisler erkeklere oranla kadınlarda 4 kat daha fazla görülmektedir. Erkekler tedavi konusunda doktora başvurmada geç kalırken, kadınlarda görselliği bozduğu için erken teşhis ve tedavi oranı daha yüksektir.
  • Uzun süre yüksek topuklu ayakkabı giyen kadınlarda baldır kasları çalışmadığından varis ortaya çıkar. Yani bacak adalelerinin zayıflaması önemli bir faktördür.
  • Hamilelik döneminde hareketsizlik ve aşırı kilo kadınlarda varise neden olmaktadır. Özellikle çalışan anne adaylarının uzun süre oturması ya da uzun süre ayakta kalması varisin oluşmasında etkilidir.
  • Kronik kabızlık, sigara, doğum kontrol hapları ve hormon tedavisinin varislere neden olduğu düşünülmektedir.
  • Aşırı sıkı pantolon ve/veya çorap giymek de varise neden olabilmektedir.
  • Obezite de varislere yol açan faktörler arasındadır.
  • Yaz dönemindeki sıcak hava varise yol açabilen faktörler arasında yer alır.

Varis belirtileri nelerdir?

Atardamarlarda kan hep hareket halindedir. Duraksama olamaz ve oluşmamalıdır. Toplardamarlarda kan; başlangıç kısmında kalp gibi basınç üreten bir pompa olmadığından, hareketli (kinetik) ve hareketsiz (potansiyel) enerji dönüşümleriyle kalbe döner, akciğere taşınır. Baldır kaslarının çalışması ile durgun halde olan toplardamar kanında canlanma, kalbe doğru hareketlilik olur. Bağırsak hareketleri, soluk alıp verme gibi aktiviteler, durgun olan toplardamar kanını hareketlendirerek, kan akışını kalbe doğru sağlar. Baldır kasları bu nedenle ‘ikinci kalp’ veya ‘toplardamar kas pompası’ olarak tanımlanır. Bu nedenle baldır kaslarının hareketini sağlayan yürüyüş, toplardamar sağlığı ve varis oluşumunu riskinin azaltılması için oldukça önemlidir. Baldır kasları, yüksek topuklu ayakkabı giyen kişilerde çalışamaz ve varise meyil oluşur. Yine hareketsizlik arttıkça, kan baldırlarda birikecek damar duvarlarını genişletecek ve kapakçıklar kavuşamayacaktır. Sonuçta kan geriye kaçacak ve reflü oluşacaktır. Ayaklarda reflü olmaz demeyin! Midede olan reflü, gastrite yol açıp midede yanmaya neden olurken, toplardamarlardaki reflü de ayaklarda ve ayak tabanlarında yanma (huzursuz ayak) sorununu ortaya çıkarmaktadır. Bu dönemden sonra özellikle uyluk ve bacak iç kısmında varis damarı boyunca sıcaklık hissi, yanma, dolgunluk ve devamında ağrı oluşur. Bu şikayetler varis damarı boyunca çizgiseldir. Bunun dışında varis damarının içerisinde basıncın en yüksek olduğu yerlerde noktasal ağrılar başlar. Özellikle kasıkta kapakçığın olduğu yerde nadiren yırtıcı olmak üzere ciddi dolgunluk ağrısı oluşur. Bu noktasal ağrılar damarın genişlemeye başladığını ve varis çıkacak bölgeleri işaret eder. Erkeklerde varikosel ve bayanlarda regl ağrısı çekenlerin yakından tanıdığı insanı terleten ve zorlayan, zonklayıcı karakterde can alıcı bir ağrıdır. Daha sonra varislerin oluştuğu ve çoğu kere hastaların klinik olarak rahatladığı dönem gelir. Varislerin birden bire oluştuğunu gören ve rahatsız olanlar doktora başvururken pek çoğu şikayetlerde azalma olması nedeniyle, konuyu bir sonraki klinik alevlenmeye kadar unutur ve bekler.

Varis belirtileri özetle şu şekildedir:

  • Ağrı
  • Kas krampları
  • Bacakta şişlik hissi
  • Huzursuz bacak
  • Cilt değişiklikleri, yaraların oluşması
  • Genişlemiş venlerde iltihap ve pıhtı oluşması
  • Yüzeyel tromboflebitler
  • Kaşıntı
  • Bacaklarda ağırlık ve uyuşukluk
  • Bacak damarlarında belirginleşme

Varis belirtileri pek çok hastalık ile benzerlik gösterir

Varis, pek çok hastalığı da düşündürebilen farklı belirtiler göstermektedir. Bunlar şu şekildedir:

Kalp ve börek yetmezliği: Özellikle uzun otobüs yolculuklarında ayak bileğinde ödem oluşur ve sabah uyanınca şişlik ortadan kalkar. Asla nefes darlığı olmaz. Çoğu zaman varisle karıştırılmaktadır. Zamanla bu şişlikler kalıcı hale gelebilir. Ancak kalp yetmezliği ve böbrek yetmezliği göz ardı edilmelidir.

Prostat büyümesi: Gece idrara çıkma ihtiyacı vardır ve idrar miktarında da artış olur. Erkeklerde bu durum prostat başlangıcı olarak değerlendirebilir. İdrar yaparken ağrı, zorlanma ve çatallanma en önemlisi de idrarın tekrarı yoktur. Bir kere bol yapılır, rahatlanır ve yatılır.

İdrar yolu enfeksiyonu: Özelikle bayanlarda idrar yolu enfeksiyonu varlığında gece idrara çıkma ihtiyacı duyar. Sık ve ağrılı çıkma, beraberinde ateş, üşüme ve titreme enfeksiyon belirtisidir.

Şeker hastalığı: Gece idrara çıkma ile bazen ağız kuruluğu varsa şeker başlangıcı diye düşünen hastalar uzun süre dahiliye kliniklerine gider. Ancak pek çok test sonrası ne yazık ki kalp damar cerrahisi kliniklerine gönderirler. Vurgulamak gerekirse; gece yalnızca bir kez idrar için kalkılır ve çok miktarda rahat bir şekilde yapılır. Hasta ‘içinin boşaldığı’ hissi yaşadığını söyler ve ayaklarının rahatladığını hisseder. O anda ayak bileklerini içe ve dışa oynatarak kendini rahatlatmaya çalışır. Tanıyı da bu aşamada kendisi koymuş olur.

Nörolojik bozukluklar: Özellikle bel fıtığı nedeniyle sinir kanallarında daralma, siyatik bazen de atardamar tıkanıklığı ile ayırıcı tanı yapılmalıdır. Ayaklarda başlayan huzursuzluk, ayak tabanlarından yayılarak bacaklara ve üst bölgelere ulaşır. Sonrasında ateş basmaları başlar. Kişi ayağını sıcaktan kaçırmaya çalışır. Gece uyurken de ayağını açıkta bırakmak ister. Huzursuzluğu zamanla artar ve devamlı hale gelir. Bu belirtiler gerginliğe yol açar. Aynı zamanda hastalar bel fıtığı, siyatalji tanıları ile tedavi alabilirler.

Hareketsiz yaşam damar içi akışı etkiliyor

Toplardamar içindeki kan, baldır kaslarının çalışmasıyla kalbe doğru hareket eder. Aslında bağırsak hareketleri ve soluk alıp verme sırasında toplardamar içindeki kan hareketlenerek, kan akışı kalbe yönelir. Bunun için baldır kaslarına ‘ikinci kalp’ ya da ‘toplardamar kas pompası’ denilebilir. Baldır kaslarının hareketini sağlayan yürüyüş toplardamar sağlığı ve varis açısından doğrudan etkilidir. Hareketsizlik arttıkça kan baldırlarda birikmekte ve damar duvarları genişleyerek kapakçıklar kavuşmamaktadır. Ayaklardaki kanın geriye kaçması nedeniyle ‘reflü’ kavramı varis oluşumunda da kullanılır. Sindirim sistemi hastalığı olan ‘reflü gastrit’ midede yanmaya neden olurken, toplardamarlardaki ‘reflü’ ayak tabanlarında yanmayla kendini belli eder.

Son yıllarda yapılan araştırmalarda varis hastalarının %30’nda stres seviyesinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Günlük strese bağlı olarak ortaya çıkan gerginlik çoğu zaman kişiyi kontrol altına almakta ve yaşam kalitesini düşürmektedir. Birçok hastalığı tetikleyen aşırı stres, varis oluşumunda etkilidir. Öte yandan, varislerin birden bire oluştuğunu gören ve rahatsız olanlar, zamanla ağrılar kendiliğinden yok olunca doktora her zaman geç dönemde başvurmaktadır. Varislerin teşhisi ve tedavisi konusunda geç kalınması zamanla başka ciddi sağlık sorunlarına neden olmaktadır.

Varis tanısı nasıl konur?

Varis tanısı genellikle muayene ile konur zira varislerin çoğu çıplak gözle görülebilir. Varis tanısında, varisin nedeninin adının konulması çok önemlidir. %95 oranında neden dış varistir. Tedavi de doğru tanının konulmasının ardından hastaya özel olarak planlanır ve uygun tedavi seçenekleri değerlendirilir.

Varis tedavi yöntemleri nelerdir?

Varis, toplardamar balonlaşmasıdır. Sorun da toplardamardaki tansiyon yüksekliğidir. Bu nedenle öncelikle toplardamardaki tansiyonu kontrol altına almak ve şişkinliği azaltmak esastır. Atardamarlarda tansiyon yüksekliğine bağlı balonlaşma ne kadar önemli ve acil tedavi gerektiriyorsa, toplardamarlardaki balonlaşmanın da aynı şekilde ihmal edilmemesi gereklidir. İlki yaşam kaybına, ikincisi de hayat kalitesinin olumsuz etkilenmesine yol açar. Atardamar ve toplardamarda tansiyon yüksekliği tedavisindeki en önemli fark; atardamarda tansiyonu, kalbin çalışmasını baskılama, kılcal damarları genişletme veya kan miktarını azaltma ile düşürürken, toplardamarlardaki tansiyonu düşürmek için kullanılan ilaçlarla, kılcal damarların büzülmesi ve sıkılaştırılması hedeflenmektedir. Yani mekanizma ters orantılıdır. Varis tedavisi sonrası toplardamarlarda tansiyon düştükçe şikayetlerde de azalma olur. Öncelikle kramplar kaybolur, ödem azalır. Hastanın ayaklarındaki yanma, dolgunluk ve huzursuzluğu zamanla kaybolur. Ancak oluşmuş varis damarları kısmen küçülse de kaybolmaz.

Varis tedavisi 3 ana başlıkta toplanmaktadır. Koruyucu, ilaç ve cerrahi tedaviler

Koruyucu tedavi:Yaşam şekli değişiklikleridir. Uzun süre ayakta ve hareketsiz kalmamak, 2 cm’den yüksek topuklu ayakkabı giymemek, dar ve vücudu çok sıkan kıyafetlerden kaçınılmak ilk adımda alınması gereken önlemlerdir. Sandalyede uzun süre hareketsiz bir şekilde oturan ve özellikle masa başı görevi bulunan kişilerin kısa süreli ayağa kalkma, baldır kaslarını germe, parmak ucu ve topuk yürüyüşü yapması önerilmektedir. Bunun yanı sıra günde en az üç kez, 15 dakikalık sürelerde, ayakların kalp seviyesinin üzerine kaldırılması da sağlıklı bacaklar için gereklidir. Dizlerin kalp seviyesinden daha yukarıda olması önemlidir. Bacak bacak üstüne atmak alışkanlık haline geldiğinde varis oluşumu için bir risktir ve bu hareket mümkün olduğunca yapılmamalıdır. Banyo sonrası her iki diz altı bölgesinin soğuk su ile yıkanarak duşa son verilmesi veya topuktan kasığa doğru 3-5 saniyelik soğuk su uygulaması (soğuk şok masajı) kişiyi rahatlatan ve rahat uyumasını kolaylaştıran yöntemlerdir. Koruyucu önlemler arasında sigaranın bırakılması da önem taşır.

Tıbbi tedavi:

Elevasyon (ayakları yukarı kaldırma); yerçekiminin etkisine karşı alınan basit bir önlemdir. Toplardamardaki tansiyonu düşürür. Ayakların kalp seviyesinden yüksek olacak şekilde bir yastıkla desteklenmesi ya da yatağın ayak uç tarafına bir yorgan koyarak yükselti yapmak yararlı olacaktır. Huzursuz ayak sendromu olarak tarif edilen, bir yanda şeker hastalığı, diğer yanda da bel fıtığına işaret eden mekanik nedenlerin yanında varis de bir etkendir. Burada dikkat edilmesi gereken şey, dizin kalp seviyesinde ve ayakların da bu seviyeden daha yukarıda olmasıdır. Bu uygulama, özellikle kalp yetmezliği ve atardamar tansiyon yüksekliği olanlarda sıkıntı oluşturabilir. Öksürük başlaması uyarıcıdır. Kalp yetmezliği olan hastalarda kalbe dönen kan miktarının ani artmasıyla kişi akciğer ödemine girerek solunum sıkıntısı çekebilir, bu nedenle dikkatli olunmalıdır. Tansiyon hastalarında ise ayakları kaldırmanın; özellikle ensede ağrı, dolgunluk ve sertliğe, kan basıncının artmasına yol açtığı bilinmektedir. Dikkat edilmediği takdirde hastada beyin kanaması oluşabilir.

Varis çorabı; tedavinin en önemli aşamasıdır. Mutlaka yapılması gereken bir uygulama olup tedavinin vazgeçilmezidir. Günlük uygulamada çok faydalıdır, kişiyi rahatlatır. Ayakları dinlendirir, yorgunluğu alır. Varis sorunu olan tüm hastaların varis çorabı giymeyi kabullenmesi önemlidir. Çorabın esas etkisi varislerin genişlemesini engellemesidir. Böylece kanın, genişlemiş damarlarda göllenmesine mani olur. Aynı zamanda damar duvarlarını birbirine yaklaştırarak kapakçıklarda geriye kaçışı engeller. Böylece ayaklarda şişme olmaz, dolaşım bozukluğu ortadan kalkar. Genellikle diz altı varis çorabı önerilmektedir. Çünkü geriye kaçarak göllenen kanın oluşturduğu basınç, her iki ayak bileği iç tarafında daha sıklıkla hissedilir. Diz altı varis çorabı da bunun için idealdir. Ancak kasıklarda bulunan kapakçıkta kaçak varsa, kilotlu olanı tercih edilmelidir. Kilotlu varis çorabı kasık bölgesine bası yaparak hem damarın genişlemesini engellemekte, hem de daha alttaki sağlam kapakçığı destekleyerek onun bozulmasını önlemektedir. Böylece süreci durdurucu özelliğinin yanı sıra aynı zamanda tedavi edicidir. Basınç olarak daha sıklıkla orta basınçlı olanı tercih edilmelidir. Dinlendirici denilen hafif basınçlı olanı, varis başlangıcı düşünülen, varis çorabı kullanmak istemeyen veya yaşlı olup giyme zorluğu yaşayan kişilere önerilmektedir. Yüksek basınçlı olanlar tamamen tedavi edici boyuttadır. Sıklıkla yarası olan hastalarda kullanılmaktadır.

Uygun varis çorabının özelliği:İyi bir varis çorabı, giyilen bacakta asla kıvrıntı oluşturmaz. Bacaları sütun gibi yapar. Eğer kıvrıntı yapıyor yağlı bölgelerde veya en üst kısmındaki lastik bölümü iz bırakacak kadar sıkıyorsa bu varis çorabı fayda değil zarar verir, uygun değildir. Sıkan bölümlerin alt kısmında ödem artarak variköz yapıları çoğaltabilir.

İlaç tedavisi:Burada amaç öncelikle hastanın şikayetlerini azaltmak, yok etmektir. Mevcut ilaçlar da bu anlamda gerekli rahatlamayı sağlamaktadır. İlaçlar, damar düz kaslarını kuvvetlendirici özelliktedir. Aynı zamanda antiinflamatuar, ağrı kesici, ödem giderici özellikleri olanlar vardır. Sonrasında amaç, damar duvarı tonusunu artırarak geriye kaçağı yani reflüyü azaltmaktır. İlaç kullanımı sonrası özellikle kendine dikkat eden hastaların %70 civarında ağrılar, kramplar, dolgunluk, sıcaklık hissi, kaybolur. %30 hastada ise mevcut varislerin bir kısmının sönmesi ile reflü kaybolur. Bu kişilerde zamanla tam iyileşme sağlanarak varislerin büyük kısmının ortadan kalkması mümkündür.

Cerrahi tedavi:Cerrahi tedavi gerektiren varislerde, damarlar ameliyat ile tamamen çıkarılır ve geriye sadece kanamalar kalır. Onlar da zamanla kaybolur. Öncelikle varislerin tedavisinde klasik cerrahi yöntemin uygulanması gerekmektedir. Açık cerrahide asıl sorun tam anlamıyla çözülmektedir. Ancak oluşan varislerin bir kısmı canlı kalmaktadır. Burada ameliyatsız yapılan işlemler akla gelmektedir. Bu işlemler asıl ameliyatı tamamlayıcı nitelikteki işlemlerdir.

Ameliyatsız varis tedavileri estetiği koruyor tedavide başarı sağlıyor

Son yıllardaki gelişmelerle birlikte, geleneksel cerrahinin yanı sıra hasta konforunu ön plana çıkaran ve başarılı sonuçlar veren tedavi seçenekleri tercih edilmektedir. Yapılan işlemler sonrasında hasta aynı gün evine ve normal hayatına dönebilmektedir. Herhangi bir sorun çıktığında işlem yeniden uygulanabilmekte, tedaviler arasında geçişler de yapılabilmektedir.

İnce kılcal varislerin tedavisinde;

İğne tedavisi (skleroterapi)

Cildin yüzeyine yakın olan ve cilt üzerinde görülebilen kılcal damarlar varislerinin tedavisinde kullanılan bir yöntemdir. Ciltte herhangi bir kesi ya da ize yol açmadan, hastaların estetik görünümü korunarak başarılı sonuçlar veren bir uygulamadır. İğne enjeksiyonu ile damar içine verilen ilaç, hastalıklı olan toplardamarın kapanmasını sağlar, varisler bir süre sonra cilt yüzeyinde görülmez olur.

Köpük tedavisi

İki ayrı işlem ile yapılabilen skleroterapi, damar içine ilacın sıvı olarak enjekte edilerek veya kimyasal maddenin hava ile teması sonrası oluşturulan köpüğün toplardamar içine uygulanması ile de gerçekleştirilmektedir. Bu işlem, ‘köpükle varis tedavisi’ olarak adlandırılır. Köpük tedavisi daha geniş damarlarda kullanılabilmektedir. Varisin ameliyat dışı tedavileri arasında günümüzde çok sık kullanılan köpük tedavisi, kılcal damarların yanı sıra orta genişlikte damarlara uygulanmaktadır. İğneler kullanılarak damar içine verilen özel köpürtülmüş ilaçlar, varisli damar iç yüzeyinde yanıklar oluşturur ve bu sayede hastalıklı damarın kapanmasını sağlar.

Radyofrekans tedavisi

Radyofrekans (radyo dalgaları) olarak bilinen yöntemde ise ameliyata gerek kalmadan daha ince varis damarları tedavi edilebilmektedir. İşlemde, damar içine ısı enerjisi verilerek damar iç yüzeyi yakılmakta ve hastalıklı bölgenin kapanması sağlanmaktadır.

Lazer tedavisi

Cilt üzerinden herhangi bir girişimsel işlem ya da kesi gerçekleştirmeden uygulanan lazer teknolojileri de hastaların başarılı ve konforlu bir tedavi süreci geçirmelerini sağladığı için en çok tercih edilen seçenekler arasında yer almaktadır.

Ameliyatsız varis tedavilerde %100’e yakın başarı

Uygun ve seçilmiş hastalarda, cerrahi gerektirmeyen durumlarda uygulanan ameliyatsız varis tedavileri olan; iğne, köpük tedavisi, radyofrekans ve lazer yöntemlerinde başarı oranı %100’e yakındır. Bu işlemlerin gerçekleştirilmesinde; uygun hastanın seçimi, hastanın tercihi ve varis damarının çapı gibi kriterler önemlidir. Hastalar cerrahi dışı varis tedavileri ile konforlu bir iyileşme süreci geçirmekte ve günlük yaşamlarına çabuk adapte olabilmektedir.

Ameliyatsız varis tedavileri hastaya pek çok ayrıcalık sağlar. Bunlar:

  • İşlem sırasında genel anestezi uygulanmaz
  • Ciltte kesi izi olmadan estetik görünüm bozulmadan işlem tamamlanır
  • İşlem sonrasında hasta hemen ayağa kalkabilir ve aynı gün hastaneden taburcu olabilir
  • İşlem sonrası bandaj aynı gün çıkarılabilir
  • Hasta işlem sonrasında günlük yaşamına dönebilir
  • Ağrı ve acı oluşmaz
  • Hasta varis çorabı kullanıyorsa, işlem sonrasında da kullanıma devam edebilir
  • İşlemler gerektiğinde tekrarlanabilir
  • Ameliyat olması gereken hastalar için cerrahi sonrasında bu işlemler, gerektiğinde tamamlayıcı tedavi olarak da uygulanabilir.
  • İşlemler, varislerin tekrarlaması durumunda da yeniden uygulanabilir.

Varis tedavi edilmezse ne olur?

Varis hastalığı bir dolaşım bozukluğudur, toplardamarlardan kalbe kanın dönüşü azalmıştır. Dolayısıyla orada temizlenemeyen kan vardır, o bölge oksijenlenmeyeceği için yaralar oluşur, ciddi ağrılar ayyuka çıkar. Bacaklarda incelme, kırmızı- kahve renk değişiklikleri de görülebilir.

Varisten korunmak için nelere dikkat edilmelidir?

  • Varis sorununu önlemek ve hafifletmek için bol bol yürüyüş yapmak önerilir.
  • Ayakta uzun saatler boyunca hareket şekilde kalınmamalıdır.
  • Günde en az iki litre sıvı tüketilmeli, sigara kullanımından kaçınılmalıdır.
  • Bir saatten daha uzun süre oturulmamalıdır.
  • Dar pantolonlar, çoraplar ve iç çamaşırları kullanılmamalıdır.
  • Uzanırken ayaklarınızın altına yükselti sağlayacak yastık gibi desteklerin koyulması da varisten korunmaya yardımcı olur.
  • Uzun süre ayakta kalma veya hareketsiz kalma durumlarında ise ayaklara pompa etkisi sağlayacak egzersizlerin yapılması önemlidir.
  • Yüzme, bisiklet vb. sürekliliği olan hareketler tercih edilmeli. Özellikle yaz mevsimindeki aşırı sıcak havalarda güneşte uzun süreli temastan kaçınılmalıdır.
  • Varisten korunmak için bacaklar soğuk suyla temas ettirilmelidir zira bacaklara uygulanan soğuk su kanın kalbe dönüşünü hızlandırır.

Varis hastalarında depresyon katsayısı %30 yüksek

Varis ve strese bağlı olarak sinirlilik ve depresyon gibi sorunlar da ortaya çıkar. Çünkü damarlardaki gerginlik kişinin psikolojisini olumsuz etkiler ve onu tedirgin eder. Bazen kişiyi esir alan bu gerginlik ve iç huzursuzluğu, hayat kalitesini de düşürür ve depresyona zemin hazırlar. Modern toplumda insanlar yoğun stres altındadır ve bu durum süreklilik göstermektedir. Yaklaşık 5 yıldır depresyon ve varis arasındaki bağlantı araştırma konuları arasına girmiş ve varis hastalarında %30 civarında depresyon katsayısının yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle varis hastalarında depresyon varlığının araştırılması, tedavinin bütünlüğü ve etkinliği açısından oldukça önemlidir. Varis tedavisi gören ve şikayetleri kaybolan hastaların yaşam enerjileri artmakta ve hayata daha sıkı tutundukları ortaya çıkmaktadır. Hastalar iyileşme sonrasını, “sırtımdan büyük bir yük kalktı” ifadesi ile tanımlamaktadır.   

Sıcak uygulamalar varis kaynaklı bacak ağrılarına iyi gelir mi?

Varis kaynaklı bacak ağrılarını geçirmek için sıcak uygulamalar yapılması doğru değildir. Varis ağrılarına iyi gelecek düşüncesiyle termal kaplıcalara gitmek veya yaz aylarında bacaklarını sıcak kuma gömmek oldukça yanlıştır zira sıcak uygulamalar varis ve venöz yetmezlik yakınmalarını artırmaktadır.

Varis sülükle tedavi edilir mi?

Varis nedeniyle meydana gelen şişmeler nedeniyle sülük tedavisi uygulanması, varisin ortaya çıkma nedeni ortadan kaldırmayacağı için yanlış bir uygulamadır.

 

Güncellenme Tarihi: 08 Eylül 2020Yayınlanma Tarihi: 23 Eylül 2019

Benzer Sağlık Rehberleri