Hasta Yorumları

Memorial Hastanesi Ekibine Sonsuz Teşekkür

Op. Dr. Figen TAŞER GÜNEY

Memorial hastanesi ekibine sonsuz teşekkür ediyoruz ( Sibel Alada Elmalı -Ayhan Elmalı ) Gebeliğimin başından beri kontrol muayeneleri için geldiğim hastanenizde, öncelikle kadın doğum doktorumuz figen hanıma ,poliklinik çalışanları ve hemşirelerine,doğumumuzda bulunan ameliyathane ekibine, misafir kaldığımız c 9 kat hemşirelerine ,dünyanın en güzel duygusu olan bu sevinci bize yaşattıkları için ,ilgilerinden ,her daim gülen yüzleriyle karşıladıklarından,tevazularından ve hizmetlerinden ötürü çok teşekkür ediyoruz,eğer tekrar bir bebek düşünecek olursak yine misafiriniz olacağız.Sibel Alada Elmalı - Ayhan Elmalı
Memorial Şişli Hastanesi 18 Mayıs 2009

Bir Doğum Hikayesi

Op. Dr. Figen TAŞER GÜNEY

Normal Doğum mu, Sezaryen mi ? 17 Kasım Cuma akşamına kadar doğumumu sezeryan ile gerçekleştirmek hiç aklımda yoktu. O hafta sonu hamileliğimin 41. haftası bitecek ve 42. haftaya girecektim. Aslında doktor takibime göre doğumumun 12 Kasım tarihine kadar gerçekleşmesi gerekiyordu. Ancak takvim 17 Kasım’ı gösteriyor olmasına rağmen bende ne bir sancı, ne de herhangi bir doğum belirtisi vardı. O akşam şehir dışındaki aile dostu bir kadın doğumcu ile konuşmam ve bir önceki doktor kontrolümde kendi doktorumun söyledikleri ile, artık bir şekilde doğum yapmam gerektiğini anladım. Ertesi gün yani 18 Kasım Cumartesi günü aslında yine kontrolüm vardı ama ben doğum yapmaya karar vermiş hazırlığı ile evden çıktım. O gün sisli bir sabaha uyandık. Hava mevsim normallerine göre sıcak bile sayılabilirdi. Ve o sabah iki kişi olarak evden son defa çıktık, elimizde valizler ve karnımda hala uykuda olan bebeğimizle… Saat 12.00 civarında hastaneye vardığımızda önce yine NST cihazına bağlandık ama son günlerdeki kontrollerde olduğu gibi yine pek bir hareket, kasılma filan kaydedemedik,.. Doktorum aslında bu hareketsizlikten endişe ediyordu ama, ben biliyordum ki aslında endişelenecek hiçbir şey yoktu. Sadece bizim bebeğimiz akşam üzerine doğru hareketleniyor ve bu hareketler çoğu zaman gece yarısından sonraya kadar sürüyordu. Doktor kontrolü saatlerinde ise mışıl mışıl, elini yüzüne kapatmış halde uyuyordu. Ancak artık bunların bir önemi yoktu. Karar verilmişti, yatış yapılacak ve doğum hazırlıklarına başlanacaktı. Ben evden hazırlıklı, aç karnına çıkmıştım. Aslında sezeryan kararını bir çırpıda alıp, hemen harekete geçmeseydik, kendimi şartlandırmışım ya, hala illaki normal doğum olsun diye bekleyebilirdim. Bu yüzden pek de doğum stresi yaşamadım aslında. Hatta o gün çok yakın bir arkadaşımızın da nikahı vardı ve biz hastaneye gitmeden önce Onlarla fotoğrafçıda buluşup tebrikleşmiştik. Bu rahatlığımın ve epiduralli doğumlara eşlerin de alınabiliyor olduğunu öğrenmemiz ile ben epidural anestezi ile doğum yapmaya karar vermiş, hastanede odama yerleşmiş, ameliyat önlüğümü giymiş ve odamda TV izlemeye başlamıştım bile.. Doğuma saat 18.00 gibi alınacağım belirtilmişti ve o saate kadar aralıklarla farklı farklı hemşireler odama girip çıkıyor, sorular soruluyor, formlar dolduruluyor, tansiyon, kan alma, bilgi verme derken, beni oldukça oyalıyorlar doğum saatine kadar. Ancak bu oyalanmalar karnımın artık acıkmaya başladığını unutturamıyor maalesef. Özellikle de daha bir lokma atıştırmaya saatler olduğunun farkındayken… Evet artık zaman gelmişti ve eşimin kamerası eşliğinde doğumhane yoluna koyulmuştuk. Ameliyathanelere hiç de yabancı değildim aslında. Daha önce 3-4 defa genel anestezi ile ameliyat geçirmiştim ama, yine de ameliyathaneye giden o buz gibi, bembeyaz ve o an kilometreler uzunluğunda gelen koridorları geçerken ürperdiğimi ve hatta biraz da korktuğumu itiraf etmeliyim. Aslında bu korku biraz da meraktandı; başıma ne gelecek, ne olacak, ne hissedeceğim korkusu… Evet nihayet ameliyathanedeydik. Her tarafın çok temiz, çok aydınlık ve çok kalabalık olduğunu hatırlıyorum. Kollarım iki yana bağlandı, tansiyonum, nabzım ölçüldü, bir takım kablolar vücuduma bağlandı ve beklenen anestezi uzmanı geldi ama eşim hala ortada yoktu. Ben bütün yapılanları endişe ile izliyordum ve epidural iğnesini eşim gelmeden yapılmasını istemiyordum. Benim korkulu ısrarlarım ile eşimi bekledik ve eşim bir cerrah edası ile, maskesini takmış, önlüğünü giymiş halde kapıda belirince biraz olsun rahatlamıştım. Ama o an bilmiyordum ki, esas rahatlamayı kendi doktorum gelince yaşayacaktım. Anestezi doktoru Nerime Hanım, kolları sıvayıp, ben görmedim ama, sırtımda hissettiğim kadarı ile eline okkalı bir şırınga alarak işine başladı. Ben yan dönüp pozisyon aldım güya ama, kocaman karnım ile onun istediklerini yapmam çok zor geldi o an. Yan dönmüş halde (cenin pozisyonu) hem kafamı kollarımın arasına iyice sokup, hem de derin nefes almak ve üstüne üstlük bu arada, omurilik kemik aranıza kocaman bir iğne batırılıyorken sıfır hareket ile durmanız pek mümkün olmuyor. Bu yüzden de, yani ben ne kadar hareketsiz durmaya çaba göstersem de refleks ile ani kıpırtılar yarattığımdan, bu iğne batırma işi 5-6 defa sürdü. Doktoru göremiyordum arkamda kaldığı için ama, O’nun da benim gibi kan ter içinde kaldığına emindim. Çünkü bir türlü istediği şekilde durmuyordum ve artık son denemeyi yapacağını, olmazsa genel anesteziye geçeceğini söyledi ve o son defada nasılsa hiç hareket etmedim ve iğne doğru yerini buldu. Ve belli bir uyuşma başlaması için beklemeye başladık sonra. O arada kendi doktorum Figen Hanım geldi. Ah nasıl sevindim, nasıl rahatladım anlatamam. Ayakta olsam, sarılabilirdim O’na. Nedenini hala daha tam açıklayamıyorum ama, eşim yanımda olmasına rağmen, Figen Hanım’ın gelişi beni resmen hafifletti, “kurtarıcım geldi” gibi düşündüm sanırım. İğne yapıldıktan sonra hepimiz rahatlamıştık resmen. Konuşmalar, şakalaşmalar filan... Aradan sanırım bir 10 dakika geçtikten sonra belden aşağımda, giderek artan bir ısınma hissettim. Ayaklarımın ne kadar üşümüş olduğunu da o an hissettim zaten. Çünkü birden ısınmışlardı. Bu ani değişiklikleri konuşuyorduk bu arada. Ben vücudumda gelişen her anormalliği hemen dile getiriyor ve normal olup olmadığını soruyordum. Hasta psikolojisi işte! Artık kesi işlemine sıra gelmişti ama öncesinde karın bölgemde tam uyuşma olup olmadığını anlamak için, soğuk-sıcak testi yapmaları gerekiyordu. Karnıma bir şeylerin döküldüğünü hissediyordum ama, soğuk- sıcak hissim yoktu. Onlara göre, vakit tamamdı. Artık karnımı kesip bebeği dışarıya çıkarma vakti gelmişti. Duvardaki kocaman saate baktığımda, 18.40’ı gösteriyordu. Bana daha uzun bir süre gibi gelmesine rağmen aslında her şey 5 dakika içinde olup bitivermişti. Figen Hanım’ın hızlı hareketlerini takip ederken, birden ameliyathaneyi gürül gürül bir ağlama sesi kapladı. O ana kadar hep sessizce karnımda duran bebeğimizin sanki bir sesi olduğunu bilmiyormuşum gibi şaşırdım. Hatta o an ilk aklımdan geçen, çok saçma belki ama, “sesi de varmış” oldu. (sanırım tam karşımda görünce anladım O’nun da kanlı-canlı bir varlık olduğunu) Çünkü o an ameliyathanede sadece O’nun yani hala daha bir isim bulamadığımız bebeğimizin sesi vardı. Dünyadaki tüm sesler susmuştu sanki. Sonra da yan tarafta, tepesinde güçlü bir ışık olan masada bir koşturma başladı. Bir yandan bebek temizleniyor, bir yandan muayene ediliyordu. Bunlar o kadar hızlı hareketler ile yapılıyordu ki, birden bire bizim minik kuzucuğu ağlaması eşliğinde kollarıma doğru uzatıverdiler. Öyle masum görünüyordu ki, O’na sadece “hoş geldin oğlum” diyebildiğimi hatırlıyorum. Bu muayene ve temizlik koşturması sırasında benim ilk dikkatimi çeken ellerinin parmakları oldu. O kadar uzunlardı ki, kucağıma verilene kadar bir anormallik mi var acaba diye çok korktum. Halbuki bizim minik yaramazın uzun parmaklı, çok güzel elleri varmış. Bebeğimizi havada görmemle, her iki göğsümde de müthiş bir yanma hissetmem bir oldu. Göğüs kafesim tutuşmuştu sanki ve o yanma ile nerdeyse zor nefes alıyordum. Ben tabi hemen bir panikle, bunu hala başımda olan anestezi doktoruna söylediğimde, bunun normal, hatta çok iyi olduğunu, süt bezlerinin harekete geçtiğini söyledi. Ben rahatlamıştım ama beni daha da rahatlatmak için, sanırım dikiş işlemine geçmeden önce, dinlenmem için birazcık uyutacaklarını söyleyip, filmlerde gördüğümüz o plastik maskeyi yüzüme kapattılar. Ve böylece çok kısa bir uykuya daldım. Bu arada, eşim de Emre’yi almış odaya çıkmıştı bile. Böylece, bizim için yeni bir yaşam, ömür boyu sürecek, yeni ve daha önce hiç bilmediğimiz bir sorumluluk başlıyordu. Eve dönüşümüz üç kişi olacaktı…. Gelelim, dost sohbetlerinde bahsedilen, epidural’in felç olmaya neden olabileceği konusuna..Bu ihtimal hiç aklıma gelmedi açıkçası, çünkü bu yüzden felç olan kimseyi duymamıştım. Ayrıca doktoruma da hamileliğim süresince yeterince güven duymuştum ve O’nun bu tavsiyesine uymakta da herhangi bir tereddüt yaşamadım. Sistemin Memorial Hastanesi’nde sıklıkla kullanıldığını ve bu iğneyi yapacak olan ekibin de çok çok iyi olduğunu söylemesi yetti yani. Zaten doğumdan sonra odama çıktığımda bacaklarımı ve ayaklarımı hissedebiliyordum. Yatağımda doğrulmuş oturuyordum. (sadece karnım çok acıkmıştı ve yemeğe daha saatler vardı).Ancak şu var ki, ben bu sistem ile hiçbir şey hissetmeyeceğimi düşünmüştüm. Fakat anladım ki, iğne ile sadece acı hissi yok edilmeye çalışılıyor, yani vücut tamamen hissizleşmiyor. Bebeğin alınması sırasında her ne yapılıyorsa, bir şeylerin karnımdan çekildiğini, süzüldüğünü filan hissedebiliyordum ama acı yoktu. Sadece bu hissettiklerimi beklemediğimden dolayı biraz gerginlik vardı. Ama ekibin işini profesyonelce yapıyor olduğunu ve herhangi bir anormallik olmadığını yüzlerinden görmem beni rahatlatan tek şeydi. Aslında o sırada eşim de yanımdaydı. Bir yandan elimi tutuyor, bir yandan bizi fotoğraflamaya çalışıyordu ama, ben pek de bunun farkında değildim maalesef. (lütfen alınma kocacım) Çünkü her şeyin yolunda gittiğini bilmeme rağmen yine de içimdeki korku ile karışık merak duygularını bastırıp da o anın tadını çıkartamadım açıkçası. (ikincisine artık ) Odaya çıktığımda ise fark ettim ki; ben normal doğum yapamazmışım. Her şeyde bir hayır olduğunu, bebeğin bu kadar gecikmesinin, bende herhangi bir doğum belirtisinin olmamasının benim lehime sonlandığını düşündüm. Sezeryan ile doğumun ileride bana negatif yönde bir etkisi olur mu bilemiyorum ama (bununla ilgili kötü bir hikayeye de rastlamadım) böyle bir rahatlık, güzellik varken normal doğumun eziyetine hiç gerek yok bence. Yani “keşke” demedim çok şükür. Allah kısmet ederse ikinci çocuğumu da yine bu yöntemle ama tabi bu kez tecrübemden dolayı daha keyifli bir halde yapmak isterim. Çünkü artık, doğurmanın, epiduralin ne olduğunu biliyorum. Esas korku, insanın başına ne geleceğini bilmemesinden bence. Ya bir aksilik olursa, ya canım fazla yanarsa, ya bebeğime bir şey olursa korkusu…Ama iyi düşününce iyi şeyler oluyor .. Normal doğumda istenilen doğum anını görmek, bebeği hemen kucağımıza almaksa, epidural ile bu duygular tertemiz gerçekleşiyor. Ekstradan acı, çığlık, kan-ter ve canhıraş duygular yaratmaya gerek olmadığını düşünüyorum. Yok eğer, hemen ayağa kalkmak, günlük yaşantımıza devam etmekse endişemiz, isteğimiz, o da oluyor. Ben ikinci gün arkadaşlarımı ayakta karşıladım, oturup sohbet ettik. (Eh bu kadarcık nekahet dönemi de olsun artık!  Bir hafta sonra bütün olayı bitirmiş, ikinci hafta sonunda evde misafir ağırlıyordum. Bundan iyisi de can sağlığı diye düşünüyorum. Ve son söz; başta doktorum Sayın F. Figen Taşer ve anestezi doktorum Sayın Nerime Soybir olmak üzere, doğum sırasında ameliyathanede emek sarfeden operasyon ekibine ve doğum sonrasında kaldığımız 9. kattaki tüm hemşirelere gösterdikleri samimi ilgi, anlayış, sabırlarından dolayı teşekkür ediyorum.. Bu kadar sabır ve ilgiyi sadece mesleğini çok severek yapan insanlar gösterebilirdi bence.. Özellikle, ilk emzirme saatlerinde ismini şu an hatırlayamadığım (kendilerinden bu yüzden özür diliyorum) o güleryüzlü kat hemşirelerinin verdiği moral ve gösterdikleri ilgi bana ağrılarımı unutturmuştu.Her birini tanımaktan büyük keyif aldığımı da ayrıca belirtmek isterim. Saygı ve sevgilerimle, 15 Mart 2007 Meral Deniz
Memorial Şişli Hastanesi 18 Mayıs 2009

14 Yıl Aradan Sonra Babalık Duygusu

Uzm. Dr. Ebru TÜRK

Dünyanın En Mutlu İnsanı 14 Yıl aradan sonra eşime annelik, bana babalık duygusunu tatdırdığınız için siz ve değerli ekibinize şükranlarımızı sunarız Galip ve Zarife Gürsoy.
Memorial Şişli Hastanesi 18 Mayıs 2009

Doktoruma Güvendim

Op. Dr. Altuğ SEMİZ,Op. Dr. Necip Cihangir YILANLIOĞLU

Laparoskopi ameliyatlarında deneyimli ekip Laparoskopi ameliyatı olmanız gerekiyorsa Dr.Cihangir Yılanlıoğlu ve Dr.Altuğ Semiz'e kendinizi güvende hissederek teslim edebilirsiniz.Bu "ikili" çok iyi bir ekip
Memorial Şişli Hastanesi 18 Mayıs 2009

Doktoruma Güvendim

Op. Dr. Altuğ SEMİZ,Op. Dr. Necip Cihangir YILANLIOĞLU

Laparoskopi ameliyatlarında deneyimli ekip Laparoskopi ameliyatı olmanız gerekiyorsa Dr.Cihangir Yılanlıoğlu ve Dr.Altuğ Semiz'e kendinizi güvende hissederek teslim edebilirsiniz.Bu "ikili" çok iyi bir ekip
Memorial Şişli Hastanesi 18 Mayıs 2009

İyi Bir Doktordan Önce İyi Bir İnsan

Op. Dr. Figen TAŞER GÜNEY

kadın doğum uzmanı Figen güney TAŞER'in hastalarına ilgisi BEN GÖLCÜK/KOCAELİNDE YAŞAYAN BİRİYİM. OKMEYDANINDA İKAMET EDEN AİLEMİ ZİYARET İÇİN GELDİĞİMDE, EŞİMİN HAMİLELİK ŞÜPHESİNE İSTİNADEN MERMORIAL HASTANESİ KADIN DOĞUM BÖLÜMÜ DOKTORU OP.DR FATMA FİGEN TAŞER'DAN RANDEVÜ ALDIK. KENDİSİNİ İLK DEFA GÖRMEMİZE VE HİÇ KİMSENİN REFERANSI İLE GİTMEMEMİZE RAĞMEN BİZE SICAK DAVRANMASI, HASTA İLE İLİŞKİSİ , KENDİNE GÜVENİ İLE BİZİ KENDİNE TABİRİ CAİZ İSE HAYRAN BIRAKTI. BU SEBEPLE İZMİT'DE ÖZEL BİR ÇOK HASTENE OLMASINA RAĞMEN EŞİM VE BEN TERCİĞİMİZİ MEMORİAL HASTANESİ DOKTORU FATMA FİGEN HANIMDAN KULLANDIK. HER MUAYNEYE 120 KM UZAKLIKTAN GÖLCÜKTEN GELİYORUZ. ÇÜNKÜ DOKTORUMUZU SEVİYORUZ.SAĞOLSUN BİZLERİ HALA İLK GÜNKİ HEVES,İLGİ VE ALAKA İLE KARŞILAMAKTADIR. KENDİSİNE SİZİN ARACILIĞINIZLA TEŞEKKÜR EDER, BAŞARILARININ DEVAMINI DİLERİM
Memorial Şişli Hastanesi 16 Mayıs 2009

Teşekkürler - Ağbaba Ailesi

Prof. Dr. Bingür SÖNMEZ

çok teşekkürler allah sizden ve ekibinizden razı olsun hocam size ve ekibinize çok teşekkürler 2003 senesinde bir çok hastane aradık ama iyiki burayı bulduk annemin doktorların bile ameliyata yanaşamadığı ve riskli olan ameliyatını yapıp bize ennemi kazandırdığınız için size teşekkür etme imkanı bulamadım ama şim di böyle bir site olduğunu farkettim size ve ekibinize nekadar teşekkür etsem azdır allah sizden ve ekibinizden razı olsun çok sağolun not : ağbaba ailesi (nuran ağbaba) oğlu cevat ağbaba
Memorial Şişli Hastanesi 16 Mayıs 2009

Sevgili Altuğ Semiz ve Ekibine

Op. Dr. Altuğ SEMİZ

Teşekkür Mesajı Bize güven verip kendimi Ellerinize bırakmamı sağladığınız için;Şimdiye kadar gitmiş olduğum doktorların aksine beni rahatlattığınız için;Hayatımda gördüğüm en güzel minicik ellere beni kavuşturdunuz için teşekkürlerin hepsi az gelecek biliyorum.Minnet nasıl bir duyguymuş artık biliyorum.İnsanın burnun direği nasıl sızlarmış bunu da biliyorum.Sevgili Altuğ Doktorumuz siz olmasaydınız o ameliyathaneye giremezdim sanırım:).Profesyonelliğiniz ve insan sıcaklığınız için binlerce teşekkürler...Rüzgar bebeğin annesi Evrim
Memorial Şişli Hastanesi 16 Mayıs 2009

Mucize Devam Ediyor

Op. Dr. Pınar KORLU

Sonsuz Teşekkürler... Kulaklarımdaki tinnitusu ve beni 3 yıl boyunca süründüren havayı yok ederek beni hastalığımdan kurtaran ve yeniden rahata kavuşmamı sağlayan doktorum Uz.Dr.Pınar Korlu'ya sonsuz teşekkürler ve tüm sevgilerimle.. Sera Çalışlar
Memorial Şişli Hastanesi 16 Mayıs 2009

Kutlama

Op. Dr. Necip Cihangir YILANLIOĞLU

Tıp Bayramı Sayın Cihangir Yılanlıoğlu 14 Mart tıp bayramınızı kutlarım.Geçen hafta bana bir operasyon yapmıştınız.Tekrar teşekkür ederim.Sağlıklı ve başarılı günler dilerim. Gülümser Baş
Memorial Şişli Hastanesi 16 Mayıs 2009

Sonsuz teşekkürler - Tülay Kılıç

Op. Dr. Mustafa TEMEL

Sevgili Memorial Ailesi, 25 senedir kitabevi sahibiyim ve kitap okumayı çok seviyorum. Son 4 yıldır gözlerimin eskisi gibi sağlıklı olmadığını fark ettim. Artık kitap okurken çok zorlanıyordum. Bir süre önce Memorial Göz Merkezînden Uzm. Dr. Mustafa Temefe muayeneye geldim. Kendisi bana gözlük tavsiyesinde bulundu. Artık sevdiğim kitapları sorunsuz şekilde okuyabiliyorum. Beni korkularımdan kurtardığı ve sevdiğim kitaplarıma geri döndürdüğü için Uzm. Dr. Mustafa Temele sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Sevgiler Tülay Kılıç - Kitabevi Sahibi 15.08.2006 / Bostancı - İstanbul
Memorial Şişli Hastanesi 16 Mayıs 2009

Mucize

Op. Dr. Pınar KORLU

Hepsi bana alışırsın ya da senin bir şeyin yok dediler. Bütün tinnitus hastaları !!!!!!!!!!!!!!!!!! Gitmediğim doktor yok !!!Hepsi bana alışırsın ya da senin bir şeyin yok dediler. Bana inanan ve beni mucizevi bir şekilde iyileştiren sayın UZM. Dr.Pınar Korlu ya ve Memorial Hastanesine sonsuz sevgiler ve saygılar... Sera Çalışlar
Memorial Şişli Hastanesi 16 Mayıs 2009

< 1 2 3 ... 141 142 143 144 145 146 >