Göz Hastalıkları

Bölüm Hakkında

Göz vücudumuzda hacim olarak çok küçük bir kısmı kaplamasına rağmen, en önemli organlarımızdan birisidir. 5 duyu organımızdan birisi olarak tabir edilen gözlerimizle gündelik hayatta beynimize gelen verilerin yüzde 85’ini elde ederiz. Bu anlamda değerlendirildiğinde göz sağlığının vücut sağlığı ile ne kadar yakından ilişkili olabileceği anlaşılabilir.

Göz muayenesi erken bebeklik, çocukluk ve erişkinlik dönemlerinde periyodik olarak yapılmalıdır. Güncel olarak, bebeklerde 2 aylık, 6 aylık ve 12 aylıkken göz muayenesi yapılmalı ve bir problem olmasa bile göz muayenesi her yıl düzenli olarak tekrarlanmalıdır.

Memorial Hastaneleri Göz Merkezi'nde muayene ve ameliyatlar; refraktif cerrahi, katarakt cerrahisi, glokom, kornea, üvea-retina, vitreoretinal cerrahi, şaşılık, nörooftalmoloji, oküloplastik, kontakt lens konularında deneyimli doktorlar tarafından en ileri muayene ve tetkik cihazları kullanılarak yapılmaktadır.

Göz muayenelerinde otorefraktokeratometre, airpuff ve aplanasyon tonometreleri (göz tansiyonu ölçümü için), biyomikroskop, direkt-indirekt oftalmoskop gibi bilgisayarlı ve manuel ölçme ile değerlendirme cihazları kullanılmakta, hasta bilgileri yine bilgisayar ortamında saklanmaktadır.

Gözün tüm ameliyatlarında deneyimli cerrahlar tarafından uygulanan en modern teknikler ve cihazlar kullanılmaktadır. Katarakt ameliyatları hastaların hemen hepsinde damla anestezi ile dikişsiz fakoemülsifikasyon tekniğiyle yapılmaktadır. Diyabete bağlı ileri görme kaybında pars plana vitrektomi ile internal limitan membran soyulması, ileri yaşa bağlı makula dejeneresansında tedavileri ve subretinal vitrektomi ameliyatları da dahil olmak üzere her türlü komplike vitreoretinal cerrahi, başarıyla gerçekleştirilmektedir. Kornea nakilleri göz bankalarından temin edilen donör kornealar kullanılarak yapılmaktadır.

Glokom (göz tansiyonu), şaşılık ve retina dekolmanı ameliyatları göz için en uygun yöntemler kullanılarak yapılmaktadır. Miyop, astigmat ve hipermetropinin düzeltilmesi için yapılan excimer laser uygulamaları, lasik yöntemiyle ve damla anestezisiyle yapılmaktadır.

Refraksiyon (kırma) kusurları

Genel olarak gözlük, kontakt lens veya refraktif cerrahi yöntemleri ile düzeltme gerektiren refraksiyon kusurları 4 grupta değerlendirilir:

  • Miyopi
  • Astigmatizma
  • Hipermetropi
  • Presbiyopi (40 yaş sonrası yakını görme sorunu)

Tüm refraksiyon kusurları temelde uzağı görememeye sebep olmakla beraber hipermetropi ve presbiyopide tabloya yakın görme problemi de eşlik etmektedir.  Miyopi, temel olarak uzağı görememe şeklinde tarif edilebilir ve eksi numaralı gözlükler ile düzeltilir. Refraktif cerrahiye en uygun olan kırma kusurudur. Hipermetropi, çocukluk ve gençlik çağında sorun yaratmayabilir fakat özellikle bu dönemde yakın çalışmalar esnasında (ders çalışırken, kitap okurken) göz yorgunluğu ve baş ağrısı gibi şikayetlere yol açabilir. Daha ileriki dönemde ise hem yakında hem de uzakta görme azlığı yapar. Artı numaralı camlarla düzeltilir. Astigmatizma, eksenel bir kırma kusuru olup, bakılan bölgenin bulanık görülmesine sebep olur. Örneğin artı (+) şekline bakarken astigmatizması olan kişiler artının dik veya yatay olan kısmını bulanık görürler. Astigmatizma silindiril camlar ile düzeltilir, yine bazı astigmatizmalar refraktif cerrahi için uygundurlar. Presbiyopi ise 40 yaş sonrası ortaya çıkan yakın görme kusurudur. Yavaş yavaş ilerler ve 55-60 yaşta en üst düzeye ulaşır. Artı camlarla düzeltilir. Akıllı mercek cerrahisi ile presbiyopiyi düzeltmek de mümkündür. 

Refraktif cerrahi

Refraktif cerrahi kırma kusuru nedeniyle görme sıkıntısı çeken hastalara uygulanan girişimlerini tümünün ortak adıdır. Kornea veya lens cerrahileri olarak iki kısma ayrılır. Korneal refraktif cerrahilerin tümü temel olarak saat camına benzeyen gözümüzün en dış kornea tabakasındaki kırıcılığı değiştirerek gözlük kullanımını sonlandırmayı sağlarlar. Uygun hasta seçimi yapıldığında oldukça güvenli ve etkili cerrahilerdir. PRK, LASIK, LASEK, FLEX, SMILE gibi birçok alt tipi mevcuttur. Bu yöntemlerle uygun miyop ve astigmatizma tedavileri oldukça başarılı bir şekilde yapılabilmektedir. Hipermetropide ise hasta seçimi iyi yapıldığında yüz güldürücü sonuçlar alınabilmektedir. 

Excimer laser hakkında bilinmesi gerekenler

Korneanın eğiminin değiştirilmesiyle göz numarasının değiştirilebileceği fikri, 25 yıl önce Fyodorov'un 'çizik' ameliyatlarını gündeme getirdi. Miyoplarda kornea, elmas bıçaklarla belirli şekillerde çizilerek düzleştiriliyordu. Bu yöntemle alınan nispi memnuniyet daha mükemmel yollar aranmasını gerektirdi. 20 yıl önce araştırıcılar excimer laser ile 0,25 mikron kalınlıkta ve tutarlılıkla ablasyon (dokuyu adeta buharlaştırarak yok etme) yapılabildiğini keşfettiler. Bu konudaki ilerlemeler sayesinde excimer laser, kırma kusurlarını düzeltmede son derece tutarlı, kontrollü ve güvenilir hale geldi. Dünyada ve ülkemizde yaklaşık 15 yıldır milyonlarca insanın excimer laser ile kırma kusuru tedavisi gerçekleştirildi. Her laser atımı korneal hücreler arasındaki moleküler bağları çözer. Bu işlem 0,25 mikron kalınlığa kadar duyarlıdır. Excimer laser sayesinde lazer ışını, hedeflediği dokuyu hedeflenen kalınlık ve genişlikte ortadan kaldırır ve böylece gözün kırıcılığı istenilen şekilde değiştirilmiş olur. Bu yöntemde göz çizilmediği için basınç değişiklikleri göz bütünlüğünü tehdit etmez. Lazerin etkisi sadece korneanın belirli bir bölgesine olacağından, laser gözün görme merkezlerine zarar vermez. Başlangıçta PRK denilen yöntem kullanılırken artık günümüzde gözün durumuna göre lasik ya da lasek yöntemi uygulanmaktadır. Hangi göze hangi yöntemin uygun olacağı konusu çok önemlidir ve ancak detaylı incelemelerle anlaşılabilir.

Lasik nedir?

1994 yılından beri uygulanan bu yöntem, lasik excimer lazerin korneada bir kapak (flep) oluşturularak yapılan şeklidir. Lazer yapıldıktan sonra kapak tekrar yerine yatırılır. Lasik yöntemi sayesinde lazer sonrası duyulan ağrı çok azalmıştır. Hemen ertesi gün yeterli görmeye kavuşulur. Lasik’te yüksek numaralara da lazer imkanı vardır. Korneada belirgin bir leke oluşmaz. Lasik’ten sonra numaranın geri dönmesi nadirdir. Numaranın stabilizasyonu 1 ay içinde tamamlanmış olur. 1 ay sonunda hala gözlük ihtiyacı duyulacak kadar numara artışı varsa mevcut kapak kaldırılıp tekrar lazer yapılabilir. Lasik, uygun gözlerde +6,00 hipermetropiden -12,00 numara miyopiye dek başarılı sonuçlar vermektedir. Refraktif cerrahide amaç gözün numarasını azaltmak, mümkünse tamamen gidermektir. Ameliyat sonrası hasta gözlüksüz olarak gözlükle görebildiği kadar görmeye kavuşmuşsa başarılı sonuca ulaşılmış olunur. Excimer laser tedavisi sağlıkla ilgili standartların çok sıkı kurallara olduğu ABD'de FDA onayı almıştır ve bugüne kadar milyonlarca göze excimer laser uygulanmıştır.

Lasik nasıl uygulanır?

Lasik damla anestezisi altında yapılır. Göz kapakları bir ayırıcı ile açılıp hastanın göz kırpması önlenir. Korneanın merkezi işaretlendikten sonra korneada kapak yaratacak olan mikrokeratom göze yerleştirilir. Kapak hazırlanırken keratomun yaptığı basınç nedeniyle 3-4 saniye ışık hissi kaybolur. Keratom çıkartıldıktan sonra kapak açılır ve kornea yatağına lazer uygulanır. Lazer işlemi çoğu zaman 1 dakikayı geçmemektedir. Sonra göz iyice yıkanarak kapak eski yerine yatırılır ve göze yapışması sağlanır. Antibiyotikli damla damlatılarak işlem sona erdirilir. Ameliyat sonrası iki gün; hafif yanma, batma, sulanma olabilir. Lasik sonrasında kapağın kırışmaması çok önemlidir. Bu yüzden ilk günler daha önemli olmak üzere 1 ay boyunca gözlerin ovuşturulmaması gereklidir. Kapak kırışıklığı oluşursa kapak hekim tarafından tekrar yerine yerleştirilebilir.

Katarakt ve göz içi lensler (FAKO Yöntemi - Akıllı Lensler)

Katarakt gözün kornea ile beraber en önemli ikinci kırma organı olan şeffaf lensin, bu özelliğini kaybedip opaklaşmasıdır. Sıklıkla 50 yaş sonrası görülür. Fakat farklı sebeplere bağlı olarak doğuştan, bebeklik ve gençlik çağı kataraktlarına da rastlanmaktadır. Güncel olarak katarakt cerrahisi fakoemülsifikasyon (FAKO) yöntemi ile dikişsiz olarak yapılmaktadır. FAKO yöntemi ile dikişsiz katarakt cerrahisi son yıllarda büyük gelişmelere sahne oldu. Özellikle yeni geliştirilen teknolojiler sayesinde, ameliyat esnasında hastaların tercihlerine göre takılan lensler sayesinde hastaların uzak ve yakın gözlüklerden kurtulma olanağı doğdu. Benzer bir şekilde astigmatik lensler sayesinde astigmatizması olan kişilerde de katarakt cerrahisi sırasında takılan astigmatik lenslerle düzeltmeler yapılabilmektedir.

Retina hastalıkları ve vitroretinal cerrahi

Diyabetik göz hastalığı

Diyabet, sıklığı beslenme alışkanlığı ve hayat stili değişiklikleri nedeniyle sıklığı tüm dünyada artan bir hastalıktır. Küçük ve büyük damarları etkileyen diyabet, vücuttaki birçok organda hasara neden olabilmektedir. Göz diyabetin en ciddi etkilediği organlardan birisidir. Gözün ön segmentinde; göz kuruluğu, kırma kusurları ve erken başlangıçlı katarakta sebep olabilen diyabet, asıl sıkıntı yaratan hasarı gözün arka segmentinde yani retinada yapar. Erken tanı ve tedavi gerçekleşmezse körlükle sonuçlanabilir.

Sarı nokta hastalığı

Sarı nokta hastalığı (yaşa bağlı makula dejenerasyonu)  merkezi görmeyi sağlayan sarı noktanın yaşa bağlı bozulmasından kaynaklanan bir durumdur. İleri yaşlarda görmede azalma, ortayı görememe, düzensiz ve kesik görme, görmede kırılma gibi belirtiler ile kendini gösterir. Sarı nokta hastalığının kuru ve yaş tip olmak üzere iki tipi mevcuttur. Yüzde 80-90’ını kuru tipi oluşturur. Kuru tip sarı nokta hastalığında sinir hücrelerinde yavaş yavaş hasarlanma meydana gelir. Bu durum zaman sürecinde yaş tipe dönebilir. Bu nedenle hastalığın takibi büyük önem taşır. Yaş tip sarı nokta hastalığında ise retina tabakaları arasına sıvı ve kan sızması sonucu merkez görme ciddi ve ani şeklide azalır.

Diğer retina hastalıkları ve vitrektomi

Diğer retina hastalıkları, retinal delik ve yırtıklar, retina dekolmanı (retina ayrışması), sarı nokta üzeri zar oluşumu (epiretinal membran), maküla deliği gibi çok çeşitli hastalıklardır. Bu hastalıkların bir kısmında lazer fotokoagulasyon gibi küçük işlemler gerekirken önemli bir kısmında ise ileri vitrektomi cerrahileri uygulanabilmektedir.

Göz kapağı hastalıkları

Kapak kenarı iltihabı (blefarit), arpacık (hordeolum), şalazyon, kapak tümörleri (iyi ve kötü huylu), ksantelazma (kolesterol ve yağ içeren, sarı cilt altı lezyonlar), ektropion (kapak kenarının dışa dönmesi), entropion (kapak kenarının içe dönmesi), ptozis (göz kapağı düşüklüğü), blefarospazm (gözün çevresindeki kasın istemsiz kasılması), yüz felcine bağlı göz kapağının kapanamaması,yaşlanma ile kaşta ve üst göz kapağında düşme, ciltte bollaşma ve sarkma gibi göz kapağı hastalıkları hastalığın nedenine göre ilaç ya da ameliyatla tedavi edilmektedir.

Çocukluk çağı göz hastalıkları

Çocuklarda görmenin değerlendirilmesi ve göz muayenesi erken yaşlarda tedavi edilebilecek göz hastalıklarının zamanında tanısı için gereklidir. Doğumdan sonra 1-2 ay içinde doğumsal katarakt, gözyaşı yollarında tıkanıklıklar, konjenital glokom gibi tanılar için ilk muayene yapılmalıdır. 1 yaş civarında bebeğin takip yeteneğinin değerlendirilmesi ve kayma (şaşılık) muayenesinin yapılması önem taşır. 3 yaşına kadar okuma kartları ve resimler öğretilerek ilk görme ölçümü yapılabilir. 3 yaşından sonra da okul öncesi mutlaka her çocukta göz muayenesi tekrarlanmalıdır. Görme muayenesinde gözlük gerektiren bir bozukluk varsa gözbebeği büyütülüp uyum yeteneği ortadan kaldırılarak tekrar ölçüm yapılır. Göz bozuklukları (miyop, hipermetrop, astigmat), şaşılık, yeterli görsel uyarı alamadığı için göz ve beyin arasındaki görme yollarının tam gelişememesi manasındaki ambliyopi (göz tembelliği), gözyaşı kanal tıkanıklığı, çocukluk çağı kataraktları ve tümörleri bu yaş grubunda görülebilecek başlıca göz rahatsızlıklarıdır.

Göz tansiyonu (glokom)

Göz tansiyonu (glokom) sıklıkla göz tansiyonu yüksekliği ile seyreden görme sinirinin zarar görmesi sonucunda görme alanı kayıpları ve görme azlığına yol açan bir hastalıktır. Genellikle sinsi seyreder ve başlangıçta belirti vermez. Akut glokom krizi denen durumda ise göz tansiyonu aniden yükselir ve gözde kızarıklık, ağrı, bulanık görme, ışıklar etrafında renkli halkalar görme, mide bulantısı ve kusma gibi şikayetler olur. 40 yaş üstü bireylerde, şeker ve guatr hastalarında, üveiti olanlarda, ailesinde glokom öyküsü bulunanlarda, uzun süreli kortizon kullanan kişilerde glokom riski artmaktadır. Bu özelliklere sahip kişilerin, görme sinirindeki hasarın erken tespiti için düzenli göz muayenesi olmaları gerekir.

Prematüre retinopatisi (ROP)

Prematüre retinopatisi (ROP) erken doğan düşük doğum tartılı bebeklerin en önemli sağlık sorunlarından biridir ve kalıcı körlüğe sebep olabilir. Bu bebekler retina damar gelişimi tamamlanmadan doğarlar. Bebek doğduktan sonra damar gelişimi devam eder, ancak prematüre bebekleri yaşatmak için yüksek konsantrasyonlarda verilen oksijen, gözdeki damarların anormal gelişmesine sebep olabilir ve prematüre retinopatisine yol açabilir. Gebeliğin 32. haftasından önce doğan, 1500 gr altındaki bebekler ROP için daha fazla risk taşımaktadırlar ve retina damarlanmaları tamamlanana kadar takip edilmelidirler. Prematüre retinopatisi doğumdan sonra en sık 6-8. haftalarda ortaya çıkar. Bu yüzden doğumdan sonraki 4. haftada veya 31-32. doğum haftasında ilk muayene yapılmalıdır. Retina damarlanması tamamlanana kadar retinopatinin evresine göre 1-2 hafta aralarla göz dibi muayenesi  tekrarlanmalıdır.

Göz merkezimizde bulunan cihazlar;

  • Topcon Compuvision bilgisayarlı göz muayene sistemleri
  • Zeiss Visu200 ve Visu210 Oftalmik mikrocerrahi ameliyat mikroskopları
  • Alcon Infinity fakoemülsifikasyon cihazları
  • Alcon Constellation Vitrektomi+FAKO cihazı
  • Alcon Acurus Vitrektomi+fakoemülsifikasyon cihazı
  • Optikon Asistan fakoemülsifikasyon cihazı
  • Schwind Esiris Excimer Laser
  • Argon Laser
  • YAG Laser
  • Zeiss IOLMaster
  • Zeiss OCT (Oküler Koherens Tomoğraf)
  • HRII Dijital FFA+ICG Anjiografi
  • Humpfrey Bilgisayarlı Perimetre (Görme Alanı)
  • Korneal Topoğrafi
  • Wavefront Analizör
  • Bausch&Lomb Orbscan IIz
  • A-B Scan Göz Ultrasonoğrafı

Bölüm Doktorları

Bölüm Videoları

Tümünü Gör